sızma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sızma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

mudanya gezi rehberi, kalami, trilye, mudanya sahili

19 Nisan 2016 Salı
 hafta sonu mudanya civarında dolandım durdum, biliyorsunuz. mudanyaya ulaşım gayet kolay; kabataş'a gidiyorsunuz; şehir hatları iskelesinin yanı budo iskelesi, oradan büfeden su meyve suyu dergi ikmalinizi yapıp simitçiden de simitleri kapıp 25 liraya bir bilet alıp gemiye biniyorsunuz; yaklaşık 2 saatlik bir yolculuğun sonunda mudanya'dasınız. 

şimdi açıkçası mudanya merkezin bu ara tadı tuzu yok; neden derseniz sahil yenileme çalışması var, zaten daracık bir yol kalmış çalışma alanının dışında diğer taraf plakalarla kapalı. sahilde oyalanmayın bir paralel iç sokakta mudanyanın içlerine doğru bir yürüyüş tutturun; kalabalık zaten göreceksiniz. bildiğiniz ufak bir kasaba mudanya bir çok benzeri var bu coğrafyada bakınız urla bakınız şarköy vb. 

askerlik şubesi tarafına kadar yürüdüyseniz burada  bir kahve var zaten erkek yoğunluğundan göreceksiniz, orada bir güzel çay için, reis'in tezgahında ot kök sızma zeytin ne varsa keyfiniz ne isterse onu alın, karşı sokakta da bayrak ekmek fırını var. ben ne çeşit varsa alıyorum ekmek; bağ evinde atıyoruz buzluğa fazlasını. 

acıktınız ya da susadınız; tamam, işte şimdi kalami balık restaurantı sorun yakın bulunduğunuz yere, aşağı doğru yürüyün, tabelalarını göreceksiniz deniz kenarında mavi sandalyeleri gördünüz mü? işte, orası. 

https://www.instagram.com/p/BEOnyWKrKN9/?taken-by=handanin_kaleminden  bu adrese bakın instagramda 

kalami eski bir ev, denizin üstünde masa yapmışlar bu sene. tam öğle biralık; hava limonata mezeler taze, fiyatlar makul. dalga sesleri, şanslıysanız yunus aileleri hoplayıp zıplayabilir bile biraz açıkta. oturun, keyfinize bakın. 

aracınız varsa mudanya sahilini gezmek daha kolay ama yoksa da sorun değil; trilye'nin yarım saatte bir minibüsü var. kalami'den kalktınız, yukarı doğru yürüyün minibüsler ana yoldan geçiyor. trilye yazana atın kendinizi. trilye'den önce kumyaka var orada da inip iki saatte bütün köyü, kilise kalıntılarını gezip sahildeki kahvede çay kahve içebilirsiniz. ben kumyaka'yı pas geçip trilyede aldım soluğu. sahil çay bahçelerinden birine kurulup karnınızı doyurabilir, bira içebilir ya da balık lokantalarından birinde şarap & balık / rakı & balık yapabilirsiniz. fiyatlar istanbuldan pek farklı değil ona göre. köy deyip uygundur diye düşünmeyin. ama yine de bir tık hadi istanbuldan makul diyeyim. 

mudanyada da trilye de pansiyon / otel / butik otel var. gitmeden biraz bakarsanız yer durumuna iyi olur. çünkü bu aralara kumyaka'da dizi çekiliyormuş, e dizi ekibi vs derken kaç yatak var ki zaten dolu olabilir yakın oteller. 

o sahil boyunda nefis manzaralardan, zeytinliklerden geçeceksiniz. fotoğraf makinanızı alın yanınıza. 

zeytin, zeytinyağı alışverişi yapabilir, bu sıralar trilyede ot mezeleri yiyebilirsiniz. bakmayın siz alaçatı'nın bu kadar meşhur ve pahalı oluşuna; trilyenin elinden tutan yok, yoksa alaçatıdan fazlası var -plaj- eksiği yok. 

ben kahve içmeye kaçıyorum 
bahar rotalarınıza mudanyayı alın, merkezden değil ama köylerden memnun kalacağınızı tahmin ediyorum. giderken beni ararsanız daha gizli bilgiler verebilirim:)))

baharla kalın 
aşık olun 

ada, bursa, güven asa zeytinyağları

2 Şubat 2016 Salı
handan'ın kaleminden / adada hayat idi 2 sene önce kadar blogun adı, sonra değiştirdim; adadan da taşındım istanbulun en kalabalık semtinde oturmaya başladım. ortalamam yok yani benim ya sessiz sakin ada ya da en keşmekeş semti istanbul'un. bunun ilişkilerim için farklı bir versiyonunu canan yazdı geçen gün ama onu size söylemem:) 

*** 

düzensiz aralıklarla adaya gidiyor arkadaşlarımı görüyor orada bir çay ay bira vakti gelmiş burada bir bira / midye / kroket sonra aaa gecenin sonunda kavurmalı kaşarlı deyip yemek/deniz/manzara hepsine gözümü ruhumu ve damağımı doyurup geri dönüyorum. bu kez dönmedim oradan ver elini bursa yaptık; güzel de oldu. annem bizi nefis bir sofra ile karşıladı sonrası zaten hep lezzet fırtınası! 

*** 

adada hiç bir şey değişmiyor. ne esnaf ne dükkanlar; en son bir gratis açılmış bir de karşıdan gelen bir marka adada tutmamış; kapatıp gitmişler. insanlar aynı (sadece herkes biraz yaşlanmış iki senede ) bunu düşünürken ben nasıl görünüyorum acaba diye düşünmedim değil, sordum da saçlarınız güzel olmuş / iyisiniz tepkileri aldım:) süperim ben, yaşlanmıyorum. 

*** 

neden yaşlanmıyorum? mutfağımdan sızma zeytinyağını eksik etmiyorum da ondan. dün güven asa sızma zeytinyağı ve zeytin gelince de değmeyin keyfime; güven asa iyi marka; soğuk sıkım erken hasat sızma da leziz; ben ne zeytinyağlılar yaparım şimdi bununla. bir fırsat yaratıp gömeç'e gitmeli ve tesislerini gezmeliyim. 

güven asa internet sitesi için tık tık 

*** 

evden eksik edilmeyecekler; sızma zeytinyağı, tane karabiber, yöresel peynirler, siyah ve yeşil zeytin, ekşi maya ekmek, mevsim sebze ve otları, su, filtre kahve, türk kahvesi, badem, ceviz, organik yumurta ve tavuk, ev yapımı yoğurt olmazsa organik yoğurt, bol bol roka maydonoz, kereviz, balık vb. bakın görün nasıl dinç ve genç ve ışıl ışıl olacaksınız. 

*** 

adada kalınacak yer; rota eylül otel: temiz düzgün küçük bir otel. internet sitesi için tık tık

*** 

size toparlama bir yazı yazdım. şimdi koşa koşa orhan pamuk'un yeni kitabını almaya, 

iyi haftalar 


sirha istanbul, #sirhaistanbul , le cordon bleu

27 Kasım 2015 Cuma

sevgi dalım ile nasıl keyifli sohbet ediyoruz 

baştan başlayayım; yine bir sirha zamanı ve ben yine hoplaya zıplaya yağmur altında harbiyeye ulaşıp iki senedir beni davet eden gastronomi dergisi yazarı cüneyt ( söz) beye içimden teşekkür ede ede girdim. e bundan sonrası bir lezzet fırtınası ama tabii kahvemi yudumlarken henüz le cordon bleu istanbul'un davetinden haberim yoktu. le cordon bleu koordinatörü ile karşılaştığımızda hal hatır sorma faslından sonra aç mısınız, sorusuna çok değilim ama diye yanıt versem de yemeğe davet edince, kırmadım; ve çok lezzetli bir yemek yedim. öncelikle teşekkürler. şimdi tekrar yazıya dönelim. 

sevgi dalım bana servis yapan ve menüyü anlatan le cordon bleu öğrencilerindendi; menünün şarap eşleşmesini kayra yapmıştı ve esasen menünün kendisi de özenli bir çalışmadan çıkmıştı.
bakınız instagram; handanin_kaleminden

 her şey çok güzeldi. bu güzel çocuklar yemek yapmaya gönül vermiş ve pırıl pırıl halleriyle her şeyi eksiksiz ve anında yapmak için etrafı rahatsız etmeden gözlemliyorlardı. yemeklerden daha çok sevdiğim bir şey olduysa bu da bu güzel çocukların işlerini bu kadar sevmeleriydi. 

yıldız anasonlu, havuç soslu ıstakoz 
 kayra allure sauvignon blanc, 2014 
nefisti, nefis 

ve ben tatsız bir telefon konuşması yaparken başlangıç çıtır salyangoz; sarımsak ve maydanoz ile olan tabağın fotoğrafını çekmeyi unutup bir lokmada yedim!:) yine olsa yine bir lokmada yerim:))) 

ana yemek 2 farklı usulde pişmiş, provence aromalı kuzu eti & kayra versus viognier, 2013 tü 

kapanış tatlı ise fındık kremalı ''choux'' hamuru & kayra leona bloom, 2014 ile yine nefisti. 

yemek sektörü bu gençlerle çok başka yerlere gelecek ve ben 50 lilerimde çok daha iyi yemekler yiyeceğim bu coğrafyada; ona inanıyorum. 

çocuklara ve öğretmenlerine teşekkür edip, sirha'yı gezmeye devam ettim. 

*** 

sirha'dan esprili bir anekdot ile bu yazıyı sonlandırayım ama bir kaç yazı daha olur sirha istanbul'dan. 

hayfene standında bir ara ben, aylin öney tan, refika birgül ve yine yemeğe gönül vermiş bir kaç kişi sohbet ederken ikram edilmek istenilen limonlu sodaya önce ben sonra da refika birgül sadesi varsa içebileceğimi belirtince limonlu sodalar ortada kaldı:) böyle bir topluluktan kimse nin böyle aromalı bir içeceği içmeyeceği gerçeği hepimizi gülümsetti. 

***

sirha istanbul'da bu sene zeytinyağı üreticilerinin ve üçüncü dalga kahvecilerin ataklarını gördüm ben; bir kaç deneme boyu sızma evde duruyor. denedikçe yazarım olmadı instagram yaparım. 

aklıma gelen sirha notları bunlar. 

devam edecek