mutsuz kadınlar, semtler, şehirler, karşılaşmalar...

2 Mart 2017 Perşembe
istanbulun 

çanta hazır yola çıkma vakti 
eski bir fotoğraf 
belli ki hava bahar 
yeni keşfettiğim semtlerinden birinde ( kağıthane ) hiç alakasız bir şey alırken ( çorap ) tekstil sektörü üzerinde konuşurken satış elemanları ile, bir kadınla tanıştım; ve kadının gözlerinden aslında mutsuz ve dahası bu mutsuzluğunun onu hasta ettiğini aklımdan geçirirken ben, kadın bana ne kadar, kendi tabiriyle yazıyorum ^^ bu kadar şovenist bir kocam olduğunu çalışmayınca anladım^^ demesiyle hissettiğim doğrulanmış oldu ve ben kadına yaşam koçumun bana söylediği '' sen aslında iyi bir yaşam koçu olabilirsin'' cümlesi aklımdan yine geçerken eşine bütün bunlara bir son vermesi gerektiğini söylemesi, aksi halde ise ^^ yapamayacağı bir şey değil ama yapabileceği bir rest ile karşılık vermesini '' tavsiye ederken buldum
kadın ''beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.'' deyip uzaklaştığında, etrafımda ne kadar çok mutsuz kadın olduğunun bir kere daha farkına vardım. dahası onları kimsenin dinlemediğini. 

kimisi kocasının maddi olanaklarından vazgeçmemek için ölesiye mutsuz olduğu evlilik kurumuna/paraya  daha çok sarılıp her seferinde daha çok alışveriş yaparak adamdan hıncını almaya çalışırken; gözlerindeki mutsuzluğu kapatacak bir bakış olmadığının farkında olmadan, mutsuzluğunu yakınındaki insanları mutsuz ederek atmaya çalıştığının da elbette farkında ama tabii bunu asla dile getirmemekte ve kabul etmemektedir, 

mutsuz insan mutsuz eder. 

*** 
 
mutsuz kadınlar konusuna ara ara devam edeceğim. 

*** 

kağıthaneye işim düşüyor bu sıralar; şehrin en bakımsız, en inşaat, en tozlu başka semtini görünceye kadar ben benim için;

 dıışı yeni içi taşralı semti,  kağıthane.  

tabii ki bu taşralı haline benzer şekilde ne dışarıya satılabilmiş ne de burada mağazaya girebilmiş ürünlerin satıldığı bir outlet cumhuriyeti olması da şaşırtıcı değil. 

*** 
devam edebilir 

0 yorum: