GÜNÜBİRLİK KARTEPE MAŞUKİYE SAPANCA TURU PROGRAMI

20 Nisan 2017 Perşembe
14 MAYIS ANNELER GÜNÜ 
Kahvaltımızı İzmit Körfezi manzarası eşliğinde tarihi saat kulesinin altında bulunan şelale parkta alıyoruz. Kahvaltımızı yaptıktan sonra  Kartepe’nin eteklerinde bulunan Maşukiye'ye doğru hareket ediyoruz. Maşukiye’ye varmadan Sapanca Gölü kıyısında bulunan Sukay Park ta fotoğraf molası veriyoruz. Bu kısa molamızın ardından doğanın tüm güzelliklerini bir arada yansıtan Maşukiye'de yeşil ile baş başa kalacağımız, temiz hava soluyacağımız, su ve kuş sesini dinleyip keyifli ve huzurlu vakit geçireceğimiz Alabalık tesislerine geçiyoruz. İsteyen misafirlerimiz burada atv turlarına katılabilir, ata binebilir, zippline yapabilir ya da doğa ile baş başa keyifli bir dağ yürüyüşü yapabilirler. Geçirdiğimiz keyifli zamanın ardından öğle yemeğimizi de burada alıyoruz. Öğle yemeğimizin ardından Sapanca da bulunan Sopeli AlabalıkTesislerinde fotoğraf ve çay molası veriyoruz ve programımızı burada sonlandırıyoruz.

Fiyata dahil olarak hizmetler: 

Lüks otobüslerle ulaşım

Sabah Kahvaltısı 

Öğle Yemeği 

Sopeli'de Çay İkramı 

Tur boyunca Kapres Turizm rehberlik hizmeti

KAPRES TURİZM
Yeni Adliye Sarayı karşısı
Ulusoy Plaza Kat: 3 Daire: 46
EDİRNE
T: +90 284 213 20 20
M: +90 530 021 65 17



yemekler, kitaplar, filmler...

14 Nisan 2017 Cuma
bir günde üç film izler mi insan? izler.  

önce la la land; bir aşk filmi. çokça yeşilçam benzeri; hayaller, gerçekler, erkekler, ilişkiler.. verilen kararların hayatın üzerindeki uzun vadedeki etkisi, diye hiç spoiler vermeden izleyin izleyin ama çarpılmayı da beklemeyin, diye ilk filmimizi yazmış olayım. 

sonra biraz değil bir  hayli tür değiştirip, savaş tanrısı / lord of war diye aslında gelişmiş dünyanın aşağılık hallerinin savaş / silah tarafının anlatıldığı   bir film izledik. önce savaş çıkar-yak yık- silah sat= durgun ekonomin canlansın. sonra da çağır birleşmiş milletler binasına barıştır; geçmişini temizle uygar hallerine devam et. budur bu film. 

en son yine hakikaten farklı bir  sinema olsun deyip iran sinemasında karar kıldık.
satıcı. asghar farhadi imzalı bu gerilim yüklü film gecenin son filmiydi ve epeyi de sarstı bizi; herkesin hayatı baktığı yerden yorumlayışının aynı olayın nasıl da ''lann!!'' diye insanın kendinden / gördüklerinden süpheye düşürecek kadar farklı yorumlandığını; tek bir doğru olmayacağını kimi duygusal durumlarda karar vermenin ne kadar zor ve acıtıcı olabileceğini içimizi sıka kanata anlattı bize farhadi. iran sineması bir başka zaten. filmin kodlarını çözmek için biraz o coğrafyayı da tanımak gerekiyor. 


 işte bir günde  izlenecek 3 farklı film.  

*** 
meyve salatasını herkes yapar; benim gibi tembeller de bir kerede soyup hepsini kaseye koyayım da bir  daha kalkmayayım diye içine avuç avuç fındık ve badem de atar hazır salata biraz da tok tutsun diye. sonra dolapta üç meyveli reçel ilişir gözüme tabii ya derim bu gurme reçelden de eklersem bir kaç kaşık, fiyuvvvv! eklerim, nefis bir meyve salatası olur. sonra ya nane yaprakları koysam ben bunun içine deyip başka tatlara yelken açarım. 

enginar enginar enginar; kuzu kaburgalının tarifi instagramda var. kısacık yazayım; hepsi çiğden, tencereye bir kaç kaşık pirinç koyup üstüne kuzu kaburgaları ve enginarları koydum. bolca sızma ve az su ile kısık ateşte 35 dk kadar pişirdim. altını kapatıp  dinlenince biraz daha sızma gezdirdim üzerine. süper oldu süper. kuzu kaburgalar pişmez diye düşünmeyin. kaburganın en ucu minik parçalar, ateşi görünce pişiyorlar zaten:))) 

yine enginar bu sefer çiğ; bol sızma bol limon suyu ile bekler. iç kısmına peynir ve nane ezmesi koy. salata niyetine. 

bir de patatesli kuzu eti; bir kat kuzu kuşbaşı bir kat patates. en üste kuzu kuşbaşı. tuz ekle biber doğra bir iki tane acı, bol tereyağı ve sızma ve kekik ile kısık ateşte pişir. üfff üfff süper! 


*** . 

eh hafta sonu da geldi. yine yemeği, salatayı, kitabı dergiyi sehpaya hazırlayıp dinlenme zamanı
ben demir özlü romanı almaya çıkıyorum. 

iyi tatiller. 

kitaptan filme oradan yemeğe, tavsiyeler tavsiyeler

3 Nisan 2017 Pazartesi

bugünlerde doktor nahit ile esme'nin aşkıyla ya.tı.p kalkıyorum, kitapçıda gezerken gözüme takıldı vedat türkali'nin kayıp romanlar kitabı; aldım, başladım şimdi de bir an önce bitirmek ile az daha uzatayım bu keyfi arasında sallan yuvarlan bir halde; sabah uyanınca kahveyi yapıp yatağa taşıyıp bir kaç sayfa okuyup güne öyle başlıyorum.  iyi romanın tadı bir başka yahu! okurken bir yandan da filme uyarlansa diye düşünüyorum dün geceden beri; doktoru haluk bilginer oynasın, esme'yi bulamadım henüz. 

romanın merkezinde, doktor ile esme aşkı olsa da; komünist parti, istanbul, meyhaneler, mezeler, çiçek pasajı hatta bizim semt bile var. bilinen deyişle çok katmanlı bir roman; nereye kafayı takarsanız oradan ilerlersiniz. öte yandan onlarca sofra ayrıntılı biçimde anlatılıyor kitapta, bu durumda kalkıp leziz bir şey
ler hazırlamak şart oluyor okurken. 

ben ne yaptım peki? bu sezonun favorisi oğlak ve kuzu pirzola alıdım, önce oğlak ile bir tencere kuru fasulye pişirdim! sonra da zaten ateşe gösterince pişen kuzu pirzolaları... hafta sonu bol yemek onlarca sayfa kitap, iyi demlenmiş çay, bolca el altında çerez ve rom ve portakal suyu ile yaptığım nefis kokteyller ile geçti. 

okudum, uyudum, uyandım, dinlendim, spora bakıma gidip geri eve koşup roman okudum... böyle geçti hafta sonu. 


tavsiyeler; sensai bakım 
kayıp romanlar / vedat türkali 
mevsiminde oğlak eti ve enginar 


günaydın, böyle bir pazartesi yazısı olsun bu 
sonra belki devam ederim