bir dada macerası, mecidiyeköy'de yaşamak

16 Haziran 2022 Perşembe

 mecidiyeköy'de oturmak; istanbulun gürültüsünü, kaosunu, kalabalığını anlatmak için ''mecidiyeköy gibi'' tabirini dilimize sokmuş ve sıkça da köşelere girmiş olmasına rağmen, verimli ve güzeldir. hele benim gibi kaostan beslenen ve hatta kaosu seven biriyseniz. 

çünkü mecidiyeköyde canın sıkılmaz, canının sıkılmasına olanak yoktur. seçenekler çoktur ve gerçekten öyle mıy mıy bişey yapıyormuş gibi kafeler falan değil bildiğin sineması, tiyatrosu, sergi alanı, avmsi ve aradığın her şeyi bulabildiğin çarsısı, barı, meyhanesi, ocakbaşı ile evinden çıkıp hiç toplu taşıma dahi kullanmadan oyun izleyip üstüne iki içki yuvarlayıp yine  yürüyerek evine dönebilirsin. 

geçen günlerden birinde evden çıkıp biraz yürüdükten sonra dada kabaret çarptı gözüme, senelerdir bu burada ve bir kere bile gitmedin sen handan, diye kendi kendime söylenirken girdim içeri. içeri dediysem öyle hemen giremiyorsun bayağı bir merdiven katedip sonra ulaşıyorsun  mekana  ki girerken yahu aşağıda bir dünya yaratmışsınız, cümlesi döküldü dilimden. karşılama güzel, içerisi janjanlı, şansıma oyun da varmış. eh o zaman keyfini çıkarayım deyip kuruldum masaya, menü inceledim, akşam için hazırlık yapan çalışanlarla lafladım, sonra çıkıp fairmont'un diğer restoran ve barlarını şöyle bir dolaşıp geldim. ve oyun başladı. o sırada yan masada oturan bir bey gelip oyunda konuk oyuncu olup olmaayacağımı sordu. bittabi evet dedim. hem de zevkle. 

dada kabaret bir bar&restoran konseptinde, interaktif oyunların  sahnelendiği  sahne ve masaların aynı alanı paslaşarak kullandığı insanların içki içip yemeklerini yerken oyun izledikleri bir mekan. evet, okan bayülgen'in mekanı. bilet alırken yemekli, yemeksiz, sadece giriş gibi seçenekler var. yemekli biletli masalar konuklar gelmeden soğuklar vs. hazır edilerek başlanıyor. oyunda 3-4 ara veriliyor ki, yemekler tabaklar değiştirilsin içkiler tazelensin. esas olarak içki satışına önem verdikleri de her anonsta bunun altını çizmelerinden belli oluyor. bunu eleştiri olarak ekşi'de de okumuştum. beni ''hadi bir içki alalım'' lafları rahatsız etmedi ama oyunun sonunda çekiliş mevzusunda ''ön sıralar zengin masalar'' vurgusu niyetleri ve düşüncelerini çok açık ettiğinden hem gülümsetti hem de diğer eleştirinin haklı olduğunu gösterdi. insanlar 200 lira ödeyip yemeksiz bilet alınca, ön masadakiler daha mı zengin oluyor yani:)))) bittabi hayır. çok daha çok içki satalım, çok daha çok kazanalım bu kadar açık edilmese daha iyi olur, yani düşünün:)) ama seyirciye de bu kadar açık etmeyin yahu, derdim okan b. orada olsaydı. 

neyse, mekanın kendisi havalandırması ve ses düzeni ve  sistemi gayet iyi.  yok telefonunuzu kapatın, yok bilmem ne gibi kural ve anoslardan azade bir akşam geçirmek de keyifli. benim gibi konuk oyuncu olup bir de o deneyimi yaşamak daha keyifli. biraz deli ve sert konuşan bir avukatı oynadım:)))) . arada, bahçede sigara molası verince bir kaç da ''çok iyiydiniz ya'' tepkisi alınca değmeyin keyfime eve ıslık çalarak döndüm. oyunculuk çok heyecan verici bişey sahnede olmak çok güzel bir duygu. ben sabırsız, biraz agresif ve tahammül sınırları pek de yüksek olmayan olan bir insan olmasam dizilerde figüranlık falan yaparım  ama yok o kadar bekleyince kesin magazine haber olurum ben: figüranın delirmesi, diye. çünkü yazının girişinde de söylediğim gibi semtimizde her şey olduğu gibi  bir kaç tane büyük ajans da var, birinin önünde  sürekli minibüsler ve gençler görünce girip şöyle bir bakmıştım etrafa sonra duvarda küçük küçük tabelalarda yazan dizi sektörüne dair özdeyişleri bir okudum kaç handan kaç dedim, kaç! aklımda kalan bir kaç tanesi, ''beklemekten sıkılıyorsan gelme' '' kolay set yoktur'' , '' zor sette yoksan kolay sete çağrılmazsın'' mealen böyle, sen hitabı, emir cümlesi ile onlarca tabela. ben arada dada'ya gider konuk oyuncu olarak keşfedilmeyi beklerim. set bana göre değil. 

yaz geldi, mekanlar hep bodrum'a taşındı. ben de bir yunan yapmak için ha bu işi bitireyim ha şu sorunu da çözeyim derken okullar kapandı ve şimdi çoluklu çocuklu aileler sahilleri dolduracak. eh benim kafa onu  kaldırmıyor. nasıl olacak ne yapacağım, temmuz gelmeden bir seyahat yapıp son günlerde kafamı yoran ama artık yavaş yavaş çözümün belli olduğu olayları geride bırakıp  beynimin berraklaşmasını nerede sağlarım diye düşünmekteyim. 

gideceğim yere karar verince size oradan merhaba diyeceğim. 

günaydın 




1 comments:

  1. Gamze Esra Ersöz dedi ki...:

    Senin için hoş br anı olmuş Handan...