korona günlükleri, yemek tarifi, makarnalı kuru fasulye

20 Nisan 2020 Pazartesi
fiyuvvvv! suburra: blood on rome bu dizi nasıl başladı, böyle! vay anam vay! dünya kadar dizi izledim, ilk dakikasında n'oluyor lannn! dediğim dizi azdır. italyan mafyası bir başkaymış. 

geçelim. 

*** 

sabahtan bu yana yaptığım işlere bak. iki kere markete gidip geldim. biri şok soğan aldım, evet bu bir dramdı; mutfakta soğan yoktu. sonra eve gelip tadı hakikaten muhteşem olan 
( az önce bir tabak yedim) zeytinyağlı kuru fasulye pişirdim üstelik içinde makarna da var. yazıcam tarifini. onun altını kapatıp migros'a gittim. saat 12 olmuştu, kuzu gerdan yumurta falan alıp geri döndüm. market sonrasını biliyorsunuz. 

*** 

şimdi gelelim bu zeytinyağlı kuru fasulyenin tarifine ve nasıl bu kadar lezzetli olabildiğine; malzeme iyi değilse iyi yemek çıkmaz. bunu cebe koyun. ben bu ara alışverişimi çoğunlukla metro marketten yaptığımdan; kuru fasulye ve sızma zeytinyağım onların kendi markası olan; aro 

tencereye bolca aro naturel sızma koyup kısık ateşte önce dağ gibi salata doğradığım kuru soğanları çevirdim. biraz da tuz ekledim ki yumuşasın. sonra  iki domates, iki baş sarımsak ( diş değil dikkat) iki kırmızı iki sivri biberi de doğrayıp tencereye eklerken tuz, karabiber, bir kesme şeker ve pul biber koymayı unutmadım. onlar çevrilirken sızmada haşlanmış fasulyeleri ekledim ve üzerini geçecek kadar sıcak su. kısık ateşte ağır ağır pişmeye bırakıp oturdum dizinin başına. tabii benim evim salon&mutfak olduğundan kontrolü kolay, siz mutfakta ocağa yemek koyup salonda dizi izlemeyin:)))) 

bir saat kadar pişti ama ne pişme, lokum oldu fasulyeler lokum ve son dokunuş, bir avuç hakikaten bir avuç makarna, hoop tencereye. bir beş dakika da makarnayla pişirin. kapatın tencerenin altını. çelik tencerenin ya da döküm ise tencereniz sıcaklığı makarnayı pişirmeye yetecektir, merak etmeyin. yarım saat dinlendi, bir tabağa aldım biraz ortasına da ezine peyniri koydum bir parça. sonra da bu nasıl lezzet diye diye yedim. yarına daha lezzetli olacağına eminim. dinlene dinlene dinlendire dinlendire yiyin:)))) 

karantinanın ikinci haftası. hasta arkadaşlarımız hızla iyileşiyor. ikisi özellikle sağlıklı ve genç arkadaşlar. umuyorum ki haftaya pazartesi ikisi de sapasağlam işe gelecekler. 

yılardır ilk defa iki hafta evde oturup ne işe gittim ne de seyahate. çok garip bir his. dedim ya bir önceki yazıda her sabah farklı bir duygu ile uyanıyorum. bu sabah da bunu düşünerek uyandım. 

güzel yemekler pişirin, canınız hangi filmi izlemek istiyorsa onu izleyin. bu dönemde aman da aman müze gezdim vay kültürlendim şapşikliklerine prim vermeyin. canımız ne istiyorsa -evde- onu yapmamız gereken günler bunlar. bünyeyi zorlamayın. 

karantina bitince döner tezgahına kurulup midye yer gibi ''abi ben dur deyinceye kadar kes'' deyip deli gibi döner yiyerek, 

saçlarımı kızıla boyattıktan sonra istiklalde dans ederek yapı kredi yayınlarına kadar gidip kitap alarak, 

oradan keyifli bir yürüyüş tutturup hamdi restorana gidip kebap ve tatlıya ve de lahmacuna düşerek, 

oradan sirkeciden budoya atlayıp mudanyaya gitmek, annemi görüp beraber köye gitmek, oradaki sokak köpeklerine ve sarı'ya makarna pişirmek, balıkçıyı arayıp abi karides getir, midye getir, ne varsa getir demek. sonra balıkçının gelip daha mahallerinin başında megafonla ''karides geldi, karidesss'' deyişini duyup ses vermeyip ''handan hanım, karides geldiii'' demesine kahkahalar atarak, 

yeniden ve daha güçlü yaşamıma devam edeceğim. 

günaydın 

iyi haftalar 



1 yorum:

  1. Gül Akça dedi ki...:

    Tarifi çok beğendim deneyeceğim. Ayrıca bende YKY'ye gidip kitap almayı çoook istiyorum:) Afiyet olsun Elinize sağlık.