sayıklamalar

12 Şubat 2021 Cuma

 eee arkadaşlar n'apıyorsunuz? ekmek yapmak bitti, yoga ne alemde?

ev hali 

şaka bir yana bir sene oluyor neredeyse hayatımıza covid gireli ve bir türlü çıkmayalı. ne yaptıysak olmadı, maske faşizminde takıldık kaldık. takmayınca vatan haini gibi bakıyorlar! evimden çıkıyorum yokuş yukarı yürüyüp su alıp geleceğim bir ben varım neden takayım maske anlamıyorum! nefes almam gerek, nefes. markete yaklaşınca takıyorum, su süt avokado alıp dönüyorum, ahahah biliyorsunuz ananas ve avokado temel ihtiyaç. 

yürüdüğüm tek yol işe giderken bir süre akşam da otobüsten inince şişliden eve; o kadar. yemek yapmaktan da sıkıldım fazlasıyla. migrosa uğrayıp hem sosyalleşiyor hem de mezelerden az az alıp eve geliyorum. üşenmez isem kurtuluşa kadar yürüyüp yoğurt, turşu, damla açıksa dondurma. bıktım vallaha! 

temmuz 27'de emekli oluyorum! sonrasında ne yapacağım, ilk seyahatte nereye gideceğim muamma. açık ise tabii ki sınırlar canım yunan adaları, değilse covid nereye izin verirse. 

kitaplar, filmler, diziler... evde kanepede geçirilen saatler. erken uyuyup erken uyanıyorum. şu anda saat 6.46 fena bir yağmur yağıyor ve bir saat önce daha fena yağarken sesine uyandım yağmurun. akşam yemeği yemeyince çok hafif ve dinlenmiş uyandım, ben de kahvemi demleyip yatakta klavye tıkırdatmaya başladım. ingilizcem üç cümle üst üste olmasa da iki cümleyi çevirecek hale geldi. espri bile yapıyor rich dahası ben anlayıp basıyorum kahkahayı. bazan telaffuzumu düzeltiyor  bazan da deyim öğretiyor. en çok dalga geçtiği benim domates ve patates telaffuzlarım:) o da gergin bu sıralar, hükümetin yeni kararlar alıp seyahat yasağı getirme olasılığından dolayı. umarım iki ay içinde bütün avrupa toparlar durumu. avrupacıyım ben, çok gençken hindistan hayalleri kuruyordum ama artık gitmem. medeniyet, temizlik, güvenlik, iyi yemek, iyi içki için geziyorum ben. en rahat avrupa. onlarca seyahat yaptım tek başıma; lizbon terminalinde saat satan abinin ısrarları, ki onu da savuşturduk, üsküp'te ufak bir peşime takılıp hakikaten mahçup/düzgün bir tavırla kahve içmek isteyen genç adam, hayır dediğimde uzaklaşmıştı hemen, gibi aklıma gelen bir iki ufak tefek şey dışında gezdiğim hiç bir yerde kayda değer bir sorun yaşamadım. bu da avrupacı olmak için yeterden fazlası bir sebepler yumağı. 

internet alışverişi öğrendim! dahası yaptım, ben yaptım! her zaman gezip dolaşıp almaktan yana olan ben beymen indiriminden iki elbise bir çanta vs. aldım çantanın boyutları hayal kırıklığı yaratsa da ders oldu bana:) evdeyken sürekli okunmuyor, yazılmıyor, izlenmiyor o aralarda bir bakıyorum vakko ve beymenin indirim sayfalarında geziyorum:) sonrası? sonrası ne olacak kendimi başka bir şey ile kandırıp sayfayı kapatıp çıkıyorum. 

artık yaşadığımız can sıkıntısı bile değil. başka bir şey. hayatımda hiç bu kadar çok işten çıkıp eve gelmemiştim! hiç bu kadar çok yer silmemiştim. ayda bir kuaföre gidiyorum, çukurcuma  cihangir hattını yürüyorum az sayıda açık yerlerden bir iki bir şey alıp hoop eve dönüyorum. ama bu ay da kısıtlamalar devam ederse bir otelde kalacağım bir kaç gün! otel, restoran, bar, hepsini bir arada sunan güzel manzaraları bir yerde. ev ev ev aaaa!... 

işte böyle, korona günlükleri diye kitap çıkartmış biri. ben de blog yazılarımı bastırayım bari:) kitabım var diye övünürüm. şaka bir yana iş hayatımdan çıkınca online ya da basılı bir dergi çıkarmak fikri var kafamda. cıva gibi iki ya da üç ekip arkadaşı ile ( yazılarımın imla hatalarını düzeltecek türkçesi çok iyi bir arkadaş en başta olmak üzere ) yeni normalde mekanları gezecek, yazacak, reklam alacak bir iş var kafamda. eskileri ben ziyaret ederim:) klasikleri, benim sevdiklerimi, yıllardır gittiklerimi ben yazarım. ama yeni normal çok şeye gebe onu biliyorum, görüyorum, hissediyorum. mesela hangar gibi lokantaların işi zor artık. insanlar uzun bir süre 300 kişilik düğün salonu gibi yerlerde oturmak istemeyecekler. en çarpıcı olanı da tatiller olacak. kimse artık iki gün için valiz sürüklemeyecek çünkü maskeni tak, aşı oldun mu, negatif testin var mı gibi sürü sepet yeni normalde olması gereken işleyişler iki gün için seyahati değmez kılacak; seyahat süreleri uzayıp daha kaliteli hizmetler istenecek. mesela ilk aklıma gelen deniz/göl kenarı ve / veya dağın eteğinde konforlu villalar; konfordan kastım iki hasır koltuk değil! gerçekten konforlu, köye ya da kasabaya yakın, birbirinden uzakta ama güvenlik olayı çözülmüş, size özel çalışanları olan kiralamalar. ben kiraladım diyeyim; sabah ne içerim ne yerim öğle uykusuna ne zaman uyurum güneşlenirken ne yiyip ne içmek isterim hepsini tatlı tatlı anlatacağım; gerekirse villanın çalışanları ile bir pazara gideceğim, alışveriş yapacağız onlar pişirecek hazırlayacak, temizlik vs yapacak biz tatil yapacağız. sahilde ben istersem insanlarla sohbet ederim, istemezsem kalabalık olmadığından rahatça güneşlenip dinleneceğim. yoksa bundan sonra hostel de zor 3000 kişilik benim zaten kapısından geçmediğim oteller de zor. küçük, minik, butik, adının önemi yok; gerçekten iyi ve güvenilir hizmet verecek yerler tercih edilecek. işte böyle. 


şimdi yoga zamanı 

günaydın 





2 comments:

  1. Günaydın Handan Maske olayında aynı düşünüyorum. Gezip tozma üzerine güzel hayallerin var. İnşallah gerçekleştirirsin.Sevgiler.

  1. Handan dedi ki...:

    Sevgiler...