tan vakti cafe

11 Mart 2016 Cuma
istanbul; gezmenin keşfetmenin sonunun gelmeyeceği bir şehir. 

bendeniz ve sevgili zeynep 

dün, cafe tan vakti'ne girdiğimde '' şimdi biz istanbulu bildiğimizi falan var sayıyoruz ya aslında hiç bir şey bilmiyoruz; zeynep buradan bana bahsetmese hiç farkında olmadan önünden geçip gidecektim, son dört senedir geçip gittiğim gibi.'' dedim. yarım saat kaybolmuş ama sora sora hanı nihayet bulmuş handan neşesiyle. ahahahah kaybolduğum yer sirkeci ha! ben sultanhamam civarlarında bir tur attıktan sonra aslında ne kadar kolay old.. uzatmayayım
en büyük zevkim kaybolmak bu şehirde. 


baştan alayım; zeynep 

benim sevdiğim arkadaşlarımdan; kahve alıp farklı farklı yerlerden, mekanında ziyaret ettiğim sohbetinden çok keyif aldığım ve tabii eli çok lezzetli bir arkadaşım. yeni bir yerde başladım handan, deyince ilk fırsatta geleceğim deyip sözümü tuttum. 

tan vakti cafe; tabii ki hafızanız sizi hemen tan gazetesine götürdü değil mi? eh ben de gitmeden internette ne bulduysam okudum; o günlere dair.. ilginç olan yine tam da aynı günlerden geçtiğimiz; ancak yazının konusu bu değil. bu bilgi burada dursun, ben geleyim hana ve tan vakti cafe'ye. ancak şunu da eklemeden geçmeyeyim; evet hanın tarihi sertel ailesine uzanıyor; ve yine bir kültür merkezi olma yolunda. 

ben gittiğimde zeynep ve arkadaşlarının sohbetine katılıp bir yandan da aa patates salatası / onları günlük yapıyoruz handan / e ben yerim ki bunu / aaa ne güzel burası / bak bu ayna tam selfie çekimi için / bir gün de başka mekana gidelim / kıkırdayalım / olur olur... 

diye çay kahve kurabiye faslından sonra ben artık köfte ekmeğimi istiyordum:)))) sevgili zeynep bana çıtır ekmeğe nefis bir köfte & ekmek yaptı, porsiyon büyük e handan patates salatasını hüpletmiş; bitiremedim:( 

mekan yani aslında han sirkeci tarihi hocapaşa lokantaları sokağının girişinde, sağda. bir cafeden fazlası var elbette; sergiler, fotoğraf kurslarının açıldığı ve şimdi yazmayıp sonra onun için de ayrı bir yazı yazacağım keşfedilmeyi bekleyen atölyeler... sergiyi gezip bir şeyler yemek için yukarı çıktığınızda sizi zeynep hanım karşılıyor; gözleme var, köfte & ekmek var, börekler tattlılar kekler var. minik tavalar gördüm asılı muhtemelen menemen yapıyorlar. fiyatlar makul; en pahalı yiyecek 15 lira! 

eğer o civarda çalışıyorsanız halil lütfü dördüncü han'ı bulun; ikinci kata çıkın ve cafe tan vakti'nde bir öğle yemeği yiyin, çayınızı kahvenizi içip sergiler ve diğer etkinlikler için bilgi alıp işe geri dönün ya da dönmeyin:))) açın orada zevkinize göre siz de bir atölye bakın keyfinize hobinize hayat hep iş değil ya! 

zeynep hanım hobisini iş olarak yapan insanlardan; enerjisi insanı canlandırıyor ben bile ay bir otur başımı döndürdün diyorum, varın gerisini siz hesap edin. 

işte böyle daha hangi dostlarım ile istanbulun nerelerini keşfedeceğim kim bilir. 

günaydın ahali mekan yazılarına böyle keyifli ve arkadaş mekanı ile geri dönmem de benim şansım ha! 

bir daha günaydın, handan kahve içmeye doğru koşuyor siz okurken



0 yorum: