angutyus
ilk kitap çıktı; ne hissettin?
kitap çıksın, yazar olayım gibi beklentilerim hiçbir zaman olmadi.. öyle bir iddiam halen yok.. derdim cok başkaydi benim.. derdimi anlatmak zordu.. bir hayat paylastigim insanlara onlarin yasamlarının da benden pek farkı yoktu.. son üç senedir internet ve sanal sözlükler ile dertleşmeye başladim.. buralara kadar geldi... yazmaktan, kendi doğrularımı dayamaktan, karsimdaki insanlari küçümseyerek kendimi çok görmüş, geçirmiş, aşmıs bir denyo olmaktansa.. dertleşmeyi ve doğrusu, yanlışı, eksiklerim ile kendi gözümden kendimi sorgulamayı ögrendim en basta...
sonra... teklifler geldi.. önceleri biraz ürkütücü olsa da.. sonra cazip geldi.. bir taraftan da.. orta okul mezunu, imla hatalarının dibine vuran ve edebiyat ile hiç alakasi olmayan bir adam olarak.. benim yazdiklarim dikkat çekebiliyorsa.. yazar olarak bir yere gelmeye çalisan onlarca insana bir örnek de olabilir diye düşündüm.. iyi de oldu..
ilk baskida bana gönderdikleri zaman ya da en cok satanlar listesinde gördüğüm zaman.. kocaman kitap evlerinin raflarinda rasladigim zaman çok güzel bir duygu.. inkar edemem.. yazmaya merakli her insanin yaşamasini isterim o duyguyu.. ellerim titredi doğrusunu söylemek gerekirse..
kitabımı alip sahile gidip okudum..
gözüme batan, keşke bunu böyle yazsaydım ya da burası eksik kalmış dediğim yerler oldu.. bu cümleleri hangi kafa ile yaratmışım dedigim yerler de oldu..
sonra atladın imzaya fuara gittin; ne oldu / ne yaşadın / o akşam uyurken yalnız mıydın?
gitmek istememiştim aslinda.. ürkütücü gelmişti.. çekindim biraz.. utandım.. evet utandım.. aslinda oldukca arsiz, geveze bir adamim ama imza, kitap fuari.. epey kasılmıştım..
sağ olsunlar yalnız bırakmadılar.. cem mumcu, onur gökşen ve aras öztürk ile beraberdik.. korktugum gibi olmadı.. piril piril genc insanlar, hak ettigimden fazla ilgi ve alaka oldu.. çok güzel insanlar ile tanıştım..
aynı gün döndüm.. istanbul bana agır geliyor.. zor memleket.. hem iş güç var..
vay be! ben neymişim beee dedin mi?
yooo.. demedim.. yaşarken götüm kalkmadi ki yazarken kalksın.. hazmederim.. hazım yeteneğim iyi gelişmistir.. ama inkar da etmem güzel bir ani olarak kalacak bu kitap ve getirileri.. bu saatten sonra heykel traş da olsam, ne bileyim başka bir kulvar olsa.. pek şaşırtmaz.. bir ömür böyle geçti benim hayatim; hiç ummadiğim anlarda hic ummadiğim yerlerde oldum.. sürpriz gelmiyor artik hiç bir sey.. yazarlık, kitap da öyle oldu.. geçmişe fazla takılan, geçmişi ile yasayan ya da hep gelecegi düşünen bir adam değilim.. bugünüm önemli benim için..
bugünlerde iyi gidiyor bakalım.. yarina allah kerim..
kitabı okuyup aaaaa bu benim / neden beni yazdın diye arayan kadın arkadaşların oldu mu? ne dedin onlar arayınca?
ilk kitabimın aslında kadinlar ile apaçilikler ile bir alakası yok. çocukluk günlerim ağırlıkta. 80'lerde 90'larda çocukluk kimine göre baris manco, kara simsek, atari, ilk ışıklı ayakkabılardı benim çocukluğum. çocuk olmak gibi bir lüksüm olmadi.. 14 yasinda düştüm ben ekmek peşine; çocukluğumun en guzel hatiralar pavyonlarda hesap vermeyen adamların kafasında kül tablası kırmak ile 3 film devamli prno sinemaları, kafami yardirmak ile sınırlı kaldı. yaşanması gerektiği gibi bir çocukluk yaşadım ben.. yollarda, sokaklarda.. dogru ya da yanlıştı.. ama benim seçimimdi.. ben seçtim kendi yolumu.. kimsenin (annem, babam dahil) benim üzerime gelecek planlari kurmasina izin vermedim yalnizca.. ilk kitap agirlik olarak bunlari anlatiyor.. hoopp.. su kadini yala.d,im, bu kadini yidim degil.. 80'lere ve 90'lara arka sokaklarin, en dip penceresinden baktim sadece. güzel günlerdi ama.. bir şansim olsa o günleri yine yaşamak isterdim..
''entel kadın'' diyorsun sıkça; ne demek entel kadın
enteller ile tassak gecmeye basladim.. gerçi bayragi diziler aldi.. pavyon, enteller ile dalga geçmek falan oldukça popüler son zamanlarda.. entel dedigimiz adamlar paris'de kahvaltı yapip ulke insanının dertlerine derman olduklarini sanan tipler.. gelişmis toplumlar züppe der.. biz entellektuel diyoruz.. samimiyet yok.. bu sadece ünlü simalar icin degil.. birçok sözlük yazarı, sokaktaki tipler, okul kantininde bulunan kıl yün adamlar, kadınlar.. kendileri ile çelisen adamlardan nefret ediyorum ben.. ter kokan bir emekçi otobüste yanlarına otursa hayattan soguyacak adamlar halklarin kardeşliğinden bahsediyor. saçma sapan işler..
uzun bir gemi seyahatine çıkmak ister misin şimdilerde, çalışan olarak değil bir yazar olarak.
yok aman diyeyim.. otobüs, uçak, terminal, havaalanı, yol görmek istemiyorum. en son otobüse bineli kaç zaman oldu hatırlamiyorum bile. yürüyorum.. deli gibi yürüyorum sadece. artık yollara düşmek, seyahat etmek istemiyorum.. yoruldum yeni yerler görmekten.. yeni insanlar tanimaktan, yeni düzenlere ayak uydurmaktan cidden yoruldum; rahatim boyle. gemi seyahati falan istemem..
alanyada nasıl geçiyor yaşam
eglenceli, cok keyifli bir isyerimiz var.. kardeşim ile beraberiz.. onun hayatı benden de roman.. 12 sene kadar.. iran, irak, hindistan, pakistan, türkiye, rusya vs. ülkeleri karış karış gezdi.. en sonunda buluştuk.. beraber çalışıyoruz. tanıyanlar, yanıma bir bardak çayımı içmeye gelenler bilir.. eglenceli, pek dünya dertlerini umursamayan tipleriz.
kışın bir paket sigara parası bulamadiğimiz günler cok.. sefillik diz boyu.. kepazelik yani.. elektrik kesilir, internet kesilir, icralar gelir.. mart 15 dedikten sonra işlerimiz açilir.. krallar gibi oluruz.. tam bir çingene hayatı işte.. pek para pul ile işimiz olmuyor. birikim falan hak getire.. olunca zaten harcıyoruz. işimiz yüzünden neredeyse haftanın 7 günü bar,gece kulüplerindeyiz.. kafamiza gore açarız dükkanı kafamiza gore kapatiriz. kendi işyerimiz. kafa dengi adamdir bizim birader. ev ile işyeri yürüyerek 15 dakika. işyerimiz denize 100 mt. ineriz sahile yüzeriz, içeriz... alanya'da günler böyle geçiyor; dört ay aç sefil.. geriye kalan sekiz ay babalar gibi tatil modu..
yukardaki paragrafı okurken ''bizim bukowski'miz de angutyus'' dedim içimden
kitap çıktıktan sonra bu popülerlikle kadınların sana bakışında değişiklik oldu mu, hissettin mi böyle birşey; kadınları nasıl seviyor angutyus? yemek yapıyorsun biliyorum tavlamak istediğin zaman; başka?
hayir olmadi olamaz da. benim sanal ortamlardan en son beklentim bir kadın ile tanışmak.. sözlüklerde ya da twitter'da onlarca mesajlastigim, derdini dinlediğim ya da öğrenmek istediklerini cevapladigim onlarca kadın oldu. hiçbiri ile en ufak bir beklentim ya da talebim olmamiştir olamaz da. sanal ortamlar benim icin kadın kovalamak icin başvuracağim en son mecra..
kitap ya da yazdıklarım ile hiçbir kadını etkilemek gibi bir derdim olmadi. zaten cizdigim profil öyle bir kadinin hayallerini süsleyen, bir gelecek düşünülebilecek, sevip sarmalayacak bir adam profili degil. aklı başında bir kadın için ürkütücü bir adam olduğum da söylenebilir, kim ne yapsin beni?
yemek yapma konusu kadınları etkilemek icin degil zaten bulgur pilavı, semizotu, tarhana çorbası, kuru fasulye tarifi veriyorum. bana gelene kadar evinde suşi yaptiğini iddia eden adamlar var. yemek yapmak beni rahatlatan kafamı dağıtan yegane keyfim; kadınları etkilemek için yemek yapmam, meslek olarak da çok sevdim, bir hobi degil bir yaşam biçimi benim icin mutfak..
kadinlari seviyorum; beni uzaktan sevdikleri ve ilişkimize bir isim koymadiklari sürece.. cep telefonu , msn, facebook, mesajlasma kullanmıyorum, ilişkimde en nefret ettiğim ve sevmedigim üçüncü sahıslardır. benim ile birlikte olan kadin, arkadaşlarini, cep telefonunu, facebook profilini bir tarafa koydugunda, bana hesap sormadığnda, benim özel alanıma girmediğinde, benim üzerime planlar kurmadığında, sadece birlikte olduğumuz anlarda tadını çıkardığında, oldukça düzgün giden ilişkilerim olur..
o kendi hayatini yasayacak, kendi arkadaşlari ile görüşecek, kendi isine yoğunlaşacak, ben kendi hayatimi devam ettireceğim; böyle ilişkiler daha sağlıklı ve güvenli..
benim kadin tavlama gibi bir takıntım yok, olmadi da.. a.m,s,alak bir adam degilim. tek numaram, insanlar ile yüzyüze tanışabileceğim işleri tercih etmek; yani günde yüz kişi ile tanışıyorum; bir ofis odasinda, bordrolu, mesaisi olan bir işte çalişan bir adamin karsi cins ile tanışmak, kaynaşmak için hafta sonunu beklemesi ya da internette her gece sabahlamasi gerekirken benim işlerimde tanışmak istediğimiz kişiler ayağimiza gelir; bahane yaratmaya ihtiyacimiz olmaz.yoksa, kadin tavlanmaz; tencere, tava tavlanir.
***
angutyus'a bir kez daha teşekkürler.