merhaba

2 Şubat 2012 Perşembe
soğuk, çok soğuk. sokağımız buzla kaplı, oldukça eskimiş olmasına rağmen kaymadığı için botlarımı giyiyorum çıkarken, buna rağmen minik adımlarla, eller kesinlikle cepte değil dikkatle yürüyorum. sabah evden çıkmaz, biraz yürümezsem açlık duygusu hissetmiyorum ben, kahvaltılarım hep 9-10 marjında o yüzden. şimdi dışardayım mesela, demlediğim çaydan kocaman bir karton bardağa doldurup içe içe gezdim biraz, sonra mola verip mail-twit-ekşi trafiğini kontrol ettikten sonra kahvaltı yapacağım. yumurta var kahvaltıda aaa bir de bak ne yaptım; taaa yılbaşından adadan dalından toplayıp çantama doldurduğum çok ekşi portakallar vardı dolapta, sıktım sularını koydum tavaya şekerle pişirdim;) ekşiliği pek gitmedi ama krep yaparsa annem -ben yapamam onu, beceremem- onunla yeriz diye düşündüm. yahu bu kar izleme romantikliği coğrafyaya göre komik olabilen birşey. sarıkamışta mesela kar yağıyor izliyorum işi gücü bıraktım demezsiniz çünkü en az 4 ay sürer karlı zaman. yaaaa, istanbulda/izmirde hatta mersinde ziyadesiyle romantik olan şey erzurumda-sarıkamışta yaşamın bir parçası. trafik falan da tıkanmıyor sadece saçak altından yürümüyorsun herkes yoldan yürüyor, saçaklar kafana düşmesin kolunu-omzunu kırmasın diye. işte böyle
eşofman-polar-hırka-fular-karmontukapüşon şelinde  geziyorum. ahahahah kimseler tanımıyor.

0 yorum: