kendini anlatmak veyahut anlatmamak & tamamlanmak

10 Şubat 2012 Cuma
yazıyla çağırmaya hep inandım biliyorsunuz. bunu anlamaya başlamam epey geç olsa da yazdıklarımla karşılaştığım zamanlar zihnimde yanıp sönen ufak lambalar şimdi daha aydınlık. bugün de o günlerden biri işte; zihnimde bir kare, yazıda bir cümle; sonrası?

***

pazartesi sendromuna hep gülümseyerek yaklaşıyorum. 1 güne böyle bir mana yüklemek gülümsetiyor beni, cumaya rehavet yüklemenin gülümsettiği kadar. kendimi kandırdım kahve içerken az önce; bol sütlü az kahveli olsun dedim çakır gözlü delikanlıya. kahve-ymiş gibi yapsın. bir sigara bile yaktım! ahh tabii ki bırakamadım sigarayı, eski içme hallerime göre bırakmış sayabilirim kendimi aynen kahveymiş gibi yapan süt gibi:))

***

geçen gün dilimden dökülüverdi uzun zamandır ''kültür''ün sürüldüğü bu topraklardan; bilgili değil kültürlü insanların kabuklarına çekilmesinin ne acı olduğunu birdenbire gördük.

***

kendini anlatmaktan yorulmayan insanlara şaşırır oldum. uzun zaman önce bıraktım kendimi anlatmayı; yaşarken öğrenir dedim aklımdan geçse de birine '' ben .....'' biriyim demeyi kurduğum anda. ancak bunu uzun uzun yazıya dökenlere / senelerce hakikaten bunu yapabilmelerindeki beceriye şapka çıkarıyor atlaya zıplaya satırları okuyorum. ne çok benziyor kendimizi anlatırken cümleler birbirine:

ben kinayeli konuşmalardan hoşlanmam.
ben yumuşak gibi görünürüm ama....
ben bunu derken bunu demeye çalışmam...

ne çok benziyoruz birbirimize! ne kötü bunu anlamak derken hala yazıyor olan nasıl anlamadı ki diye düşünmek bir yandan.
tamamlanmak belki de kendini anlatmamanın bir yolu. tamamlanamadıkça anlattıkça anlatıyor; anlattığım mı benim, anlattığım gibi mi olmak istiyorum yazıları uçuşup duruyor / mu? bilemedim.

***

iz

2 yorum:

  1. Adsız dedi ki...:

    bu yazı da kendini anlatan bir yazı olmuş

  1. Handan dedi ki...:

    adsız: adınızı yazmadığınız için sizin kendinizi anlatıp anlatmadığınızı hiç bilemeyeceğiz.