mücap ofluoğlu'nun kitabını dün gece bitirdim. yok, istanbula taşımamıştım yanımda tuğla boyutlarında olduğundan hafif çantamı ağırlaştırmadım böylece okuma zevkimi de uzatmış oldum. azmine hayran oluyor insan mücap ofluoğlu'nun tiyatrocu olmak için verdiği çabayı okudukça. bodrumun 70leri var kitapta bir kuple tadı damakta kalacak cinsten. sahneden değil de çocukken diziden anımsıyor olmam mücap ofluoğlu'nu ne eksik birşey değil mi bizim için?
***
asmalının göbeğinde bir büro! tarifi bile yürüyüşünüzü değiştiriyor; eğlencenin göbeğine bir yürüyüş tutturuyorsunuz istiklal caddesinden. babylon ve balkon komşusu bu büronun bizi ilgilendiren kısmı benim sevgili bir arkadaşımın işlerinin kotarırken bizleri de orada ağırlıyor olması. kırmızı şarapla, kahkahayla uzun uzun sohbetten sonra kitaplıktan gözüme takılan kitapları atıyorum çantama! ne var çantamda;
* ben mila / perinin sarkacı
bu kitabı anımsıyor olmalısınız. yargılanmıştı yayıncısı, hepimiz ben mila'nın kim olduğunu merak etmiştik ama ne yayıncının avukatı sevgili arkadaşım açık etmişti /bilmediğini söylemişti ne kadar sorduysam sorayım ne de, ben, ben mila diye biri çıkmıştı ortaya. 78 doğumluymuş ben mila; kendi cümlesiyle ''kendisi, kim olduğunun bilinmesini önemsemiyor.'' bizlerle yani okurlarla ilişkisini kitapları aracılığıyla sürdürmek istiyor-muş. kitap iç sayfadan bu bilgi kırıntıcıkları.
***
minnacık bir dev
avukat necla fertan ertel
kendi ağzından yaşam öyküsü
erol köktürk
henüz tek sayfasını okuduğum bir kitap bu. mücadeleci bir avukatın yaşam öyküsü olduğunu kapaktan da anlıyorum zaten; '' 6-7 eylül olaylarından sonra yunanistan'a göç eden rumların varlıklarının yağmalanmasına karşı hukuk savunucusu, behice boran'ın her zaman yanında, en yakın dostu...''
***
insanların yaşamlarını her haliyle anlatabileceklerine halen daha inanmıyorum. kendimizden bile sakladığımız / unutmak istediğimiz / delirdiğimiz / delirttiğimiz / kötü / berbath / yalnız / kalabalık zamanlarımızı nasıl yazabiliriz ki!? üstelik yazarken bir başkasını incitmekte var işin içinde. bir yönümüzü yazabiliriz, evet; aktivist yönümüzü, ev halimizi, yalın halimizi ancak bütün hallerimizi yazmak bana çok soğuk ve ürkütücü geliyor.
***
yalnızlıktan delirir mi insan? delirir hem de nasıl delirir! kalabalıklarda delirir, ki delirmelerin en kötüsüdür.
***
devam edecek
yalnızlıktan delirir insan..delirmenin en kötüsüdür üstelik..eski anılarımı canlandırdın gözümde..
bi de yorumlarda kelime doğrulamayı kaldır ya hu