işletme sahiplerine özel yazı, bloggerlar okumasa da olur
***
mekanları gözlerken son zamanlarda sıkça dikkatimi çeken 1 şeyi yazacağım size. varsa işletme sahibi olup da okuyanınız, fikrini yazarsa sevinirim.
kimi işletmelerde işyeri sahibini takım elbiseli falan mekanın en ''baba'' masasında oturmuş elemanları izlerken görüyorum. bir işletme düşünemiyorum ki çalışanlar sürekli patronun gözü üstlerindeyken rahat davransın. çalışanlar stres altında oluyor patronlar orada onları izlerken, e iş zaten stresli oldu mu sana çift dikiş stres. bir işletme müdürü olur, işletme sahibi ona güvenir, arada sırada tabii ki mekanına gider, izler, misafirlerini orada ağırlar, ancakk bütün gece mekanın en iyi masasında oturan işletmeci elemanlar tarafından sevilmez vallaha ben diyeyim size.
***
bir yere gittiğimde ben elemanların gölgeli konuşmasından ve davranışından anlıyorum ki işletme sahibi orada. gölgeli konuşma nedir? ahahah nereden geldi aklıma, ben bu tabiri yazılarımda kullandım mı hiç anımsamıyorum ama konuşurken sıkça kullanırım, biri bana 1 şey anlatırken tam anlatamadığını hissettiğim zaman kullanırım bu tanımlamayı. gölgeli konuşma, ne diyeceksen de, derim. bazan düşünceleri gölgeli olur insanın tam karar verememiştir bir konu/olay hakkında ne düşüneceğine. işte öyle
eleman gölgeli konuşuyorsa etrafa bakın oralarda bir yerde takım elbiseli bir adam oturmuş oluyor.
***
bir işletmeden ne bekliyoruz? bir sonraki yazıda
7 yorum:
-
Handan, yorumunu yanlışlıkla sildim kusura bakma.. Ama soruyu aldım.. En kısa zamanda sana yorumlarımı bilahare ileteceğim.. Sevgiler..
-
sevil şahin, merhaba. ne iyi ettiniz de geldiniz, zira sitenizden şu anda haberdar oldum, kahvaltılık tarifler ararken karşılaşmamış olmamız ne kötü! tariflere bakacağım tabii ki,
evet, patronlar elemanları gözetledikçe özellikle müşterinin çok küçük jestlerle tavlanabileceğini bilen garsonlar bu küçük jest ve ikramları yapamıyor müşteri de kaçıyor, nereye tabii ki küçük jest ve ikramlarla tavlandıkları yerlere. daha uzun uzun konuşacağız bı konuyu.
-
ben mekanında tüm gün oturup çalışanları çaktırmadan veya çaktırarak gözleyen, göz hapsinde bulunduran patronlardan hoşlanmıyorum.
patronlar eğer çalışanlarına o işin hakkı olan ücreti ve gerekli sosyal hakları sağlıyorlarsa, o elemanlar işlerini en iyi şekilde yapmak ve/veya işlerini kaybetmemek için kendiliğinden uğraşacaklar zaten.
ben, çalışanlarına hakettiği ücreti ve sosyal hakları vermeyen, sinekten yağ çıkarma misali sömüren patronların işçilerinin başında durduğuna inanıyorum. çünkü adam güvenmiyor işçilerine. çünkü işçilerine hak ettiklerini vermediği için işçilerine güvenemeyeceğini biliyor.
e hakkını alamayan ya da davranış olarak da kötü tavırlara maruz kalan işçi bir şekilde bir yerlerde ona göre davranacaktır. çalışana hiç kızmıyorum bu noktada.
tüm olay patronlarda biter. sen çalışanlarına hem ücret olarak hakettiklerini verir, paran var diye kendini kaf dağında görmeden çalışanlarına da insan gibi davranırsan, senin o iş yerinde bir saniye bile kalmana gerek kalmaz, her şey tıkır tıkır işler hiç merak etme..
çünkü işveren tarafından mutlu edilen çalışan da mutlu olur, bu mutluluk işine verim olarak yansır. müşterilere de yansır.
ben bir çok mekanda çalışanların hal ve tavırlarından, işvereni hiç görmediğmi halde nasıl biri olduğunu çok iyi anlıyorum.
insanlar salak değil. çalışanlara bakarak o işyerini ve işvereni gayet güzel şekilde görüyorlar. çalışanlarınızı nasıl görür ve davranırsanız, o; aslında sizin işinize ve müşterilerinize karşı bakışınızdır da aynı zamanda.
şu küçük ama önemli noktayı anladığınız ve uyguladığınız an, herşey çok güzel olacak; hem sizler hem çalışanlar hem de müşteriler için..
holy d.
-
holy d. önemli bir noktaya temas etmişsin, üstüne ekleyecek sözüm yok.
-
Elemanlari bilemeyecegim ama mekanin ortasina tuneyen isletmeci bir musteri olarak beni de rahatsiz ediyor. Butun vucut diliyle "bu mekan benim" diyen bir isletmeci bana kendimi ikinci sinif musteri gibi hissettiriyor. Garsonlar kendisinin ve arkadaslarinin etrafinda dort donerken siparis vermek icin isaret fisegi firlatmak zorunda kaliyoruz. Ille mekanda bulunacaklarsa adisyona yazilmayan koladansa musteri memnuniyetiyla ilgilenseler daha hos olurdu.
Sayfalar
Blog Listem
-
çünkü hayat bi soğandır3 saat önce
-
Cok mutlu TGIF12 saat önce
-
-
"Kaşıktan sarkan" nedir??14 saat önce
-
-
-
KALIOPI-CRNO I BELO1 gün önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Çiglik Satildi4 hafta önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Blog Archive
-
▼
2012
(327)
-
►
Mayıs
(72)
- yaz gelince?
- hayat devam ediyor
- faşizmin ayak sesleri
- sultan
- rüyamda
- dünyamın en yakışıklı ve en utangaç adamı; gamzeli...
- bereket tanrıçası & isis
- bu iktidarı kadınlar yıkmalı!
- erken kalkmanın faydaları
- ben iflah olmam artık!
- iyi ki
- şişşt, ne yapıyorsunuz bakim?
- buse terim, blogger, grev, ortaya karışık
- akıldan geçenler
- 23 mayıs 2012 kamu emekçileri grevi / oradaydım
- handan
- 3.5
- kısa kısa sayıklamalar
- '' yaşamak değil beni bu telaş öldürecek ''*
- günaydın
- sen ne yapacaksın yağmurda/fırtınada diyenlere gel...
- stok kontrolü
- günaydın
- akşamüstü
- aaaaaaayhhhhh!
- günaydın
- sarhoş olmak
- şişşttt blog, bak ne diyeceğim
- tatil, aşk, saçmalamalar, sayıklamalar
- kısa kısa
- aşk örgütlenmektir, değil mi zoi?
- aşk
- akıldan geçenler
- uykum var, döner meselesinin devamı,
- kimse yaz demedi
- korsan nar, ankara, derin mevzuu, döner
- ne güzel bir gece
- şişşştttt
- unutmadan; dantele laf yok!
- kısa kısa
- günaydın
- şerefe! yasu!
- ama dan önceki her şey; livaneli, belediye, beyaz ...
- leylek görüldü mü? görüldü
- aklıma takılanlar
- ne kadar az serçe görüyoruz farkında mısınız?
- sıcak değil mi?
- canımın sıkıldığının farkındasınız değil mi?
-
▼
Şubat
(53)
- ahtapotlar halaya! tey tey tey
- oscar törenini izledi handan
- katalunya, kısa kısa kadınlara bakış
- kısa kısa & ''piç'' lik üzerine
- annelere özel yazı
- yıldırım demirören
- kafamın içinde dönüp duran soru*
- şaşkın!
- ne okudunuz, ne dinlediniz ne gördünüz bir anlasam...
- nehir söyleşi ve nehir söyleşi var
- sabah sabah medya turu
- eşofmanla sinema
- '' cihangir' De bi ev'' *
- çıt çıt püh püh
- rüya & italya
- hiç mi 1 şey öğrenmedim GQ dan
- vur / kaç yazılar & gerilla taktiği ilişkiler
- GQ hayal kırıklığının dergi adı
- zıpzıp 2000.
- günaydın
- camdan dışarı bakınca
- delirmek üzere bir sakinlikteyim
- merak duygusu
- istanbul notları, ben mila & perinin sarkacı ve da...
- istanbul, mehmet esen, kadın blogger ne demek biri...
- karlı bir istanbul sabahından günaydın
- istanbul ganimetleri
- istanbul'dan günaydın
- biletix ne yaptığını sanıyor?
- günün mönüsü, bir sorum var şiştt sana da kaçma
- hal - i pürmelalim
- günaydın
- günaydın
- hakan gence'den yanıt, pazar kahvaltısı, sinema vs...
- hakan gence, deri elbise vs.
- meyda turu; hakan gence ne demek istedi?
- kendini anlatmak veyahut anlatmamak & tamamlanmak
- ?
- yorgo ve marika'ya selam olsun
- günaydın
- '' hayranlık ''
- rüya, kar, sinema
- "bir kentte sevdiğiniz yaşıyorsa orası bir dünya o...
- '' la isla bonita '' madonna ve daha neler neler
- günaydın, işletmelerden ne bekliyoruz? evlilik tek...
- işletme sahiplerine özel yazı, bloggerlar okumasa ...
- cüneyt özdemir, muhalifmiş gibi yapmak, beyazlama ...
- '' adalardan bir yar gelir bizlere '' *
- sokaklar
- gün raporu; vardır mutlaka bir adı, zoi söz sende
- 2 film birden korupark'ta
- merhaba
- hayat
-
►
Mayıs
(72)

Bir zamanlar bir şirkette satıl alma bölümünde çalışıyordum. Eğlence mekanı olduğundan dediğin gibi işletme sahibi tüm arkadaşlarını mekana toplar yemekller yaptırıp birde çalışanları denetlerdi. Aslın da patrona hizmet etmekten müşteri ile ilgilenemezlerdi. Fakat bunun farkında bile değildi patron tek düşüncesi kola verildi masaya acaba bunu adisyona yazdı mı oluyordu. Aslında azıcık güvenmiş olsalar dediğin gibi o eleman hem daha iyi çalışacak hemde daha dikkatli olacak aksine stresli olduğundan adisyona yazması gerekeni unutabiliyor.
Oturduğu yerden gözetlemesi kolay tabi gelsin çalışsın orada garsonlar gibi de göreyim.
Ah arkadaşım çok güzel bir konuya değinmişsin teşekkürler .
Patronlar lütfen elemana güvenin güvenmeyeceğiniz elemanı işe almayın..