hiç nehir söyleşi okumadığımı farkettim mücap ofluoğlu'nun kitabını görünce.
eski istanbul'un olacağını da kitapta tahmin ederek aldım. eski istanbul da var tiyatro aşkı da... nehir söyleşi nehir gibi kitap, gazete turumu bitirdikten sonra okumaya devam edeceğim. tavsiye ederim.
***
film arasını beklemeden çıkmak gibi bir huy edindim desem de tabii ki buna neden olan filmler. şımarıklıktan değil yani. sinema seanslarını takip etmeden -evet mail geliyor olsa dahi, zaten ben rezervasyonla da gitmem bir yere, gidiş dönüş bilet aldığımda başıma gelenleri de çook tecrübe etmişliğim var ya neyse- sanki istediğim zaman istediğim filmi seyredebileceğim gibi bir kafaya sahip olduğumdan -kötü 1 şey bu ben yapıyorum siz yapmayın- istediğim filme değil de hadi cuma akşamı çıtır çerez bir film izleyeyim diye şimdi adını bile yazmaya zorlanacağım -unuttum, google aramasına gerek yok- bir filme girdim ve sanırım 20. dakika sularında topladım çantalarımı ve çıktım:) iyi yaptım.
***
çantalarım: deri bir elbise aldım kızlar! tabii ki gerçek deri değildir fiyatından dolayı diyorum böyle, geçen hafta elbiseyi görmüş yazmıştım aklıma -alışverişsizlik mi? ahahahah- dün akşam, elbiseyi, üstümdeki elbisenin üstüne giydim! böyle olursa diğer türlü zaten olur dedim ve evet oldu. aldım. bir de kitap attım çantama, bakınız ilk paragraf. bazan acaba kıyafete para harcarken kitap almazsam suçluluk duygusu mu yaşıyorum ya da peşin peşin yaşamamak için mi alıyorum diyorum kendi kendime ama yok yahu d & r 4 tl kampanyalarını kaçırmamaya çalışıyorum, bu arada gizemli editörümü aradım, toplantıdaymış ama olsun açtı telefonu, kitaplar üzerine kısa bir sohbetten sonra görüşmek üzere deyip o toplantısına ben de kitaplarıma / çarşıma / arkadaşlarıma döndüm.
***
prok delikanlısını çok olmuştu görmeyeli; iyi oldu. o vitaminler içilecek genç adam! yoksa?
***
dilde başlıyor ötekileştirme. hakan gence bunun en iyi örneğini vermiş yazısında ''aslen mardin doğumlu'' diye yazarak birini anlatırken, bilinçli ya da bilinçsiz, bilmiyorum.
hakan gence, istanbul, izmir, ankara vb. gibi illerde doğanlar için de ''aslen ...'' kalıbını kullanıyor mudur acaba? hayır. bu kalıp kürt coğrafyasında doğanların doğdukları coğrafyanın etkisini yumuşatmak için, aslen orada doğmuş ama bakın batıya gelmiş, burada yaşıyor-okuyor-çalışıyor-rol yapıyor efekti yaratamak için kullanılıyor. bir çeşit beyazlatma çabası yani. hakan gence'yi tanımam etmem, bir siyasi duruşa / bakışa / farkındalığa sahip midir hiç bilmem. ancak bildiğim 1 şey var o da bu ötekileştirmeyi bilinçli ya da bilinçsiz yapan insanlardan hoşlanmadığım.
***
güneş
***
Silinmiş Alkışlar İçinde - Mücap Ofluoğlu Kitabı - Nuri Dikeç - İş Bankası Kültür Yayınları / Nehir Söyleşi ...
çünkü hayat bi soğandır
3 saat önce

Mücap Bey ve Babam Nuri Bey rahmetliler arkadaştı. Nuri Dikeç de benim arkadaşım. Kitap alınsın.
Kullanılır Handan, 'Aslen Ankara'lıyız ama ben İzmir'de doğup büyüdüm." gibi, hep Batı'da kalarak da kullanılır!