adalarda, deniz ürünlerinde bizden farklı ve var diye sordum kendi kendime; pek bir şey yok, arıyoruz bir değişiklik ama yok işte, uzo=rakı/ahtapot/kalamar aynı, tek artıları, biz, buzda tadını kaybetmiş lastik gibi deniz ürünleri yerken onlar taze taze sunuyorlar ama her zaman değil. bak ne zaman değil, anlatayım. 2. gün kahvaltıyı deniz ürünleriyle yapmaya karar verip kahveyle oyalayıp kendimi, sonrasında oturduğum tavernada benden başka kimse yokken gayet güzel ızgara edilmiş/kurutulmamış/lastik gibi olmamış ahtapot yemişken, döneceğim gün yahu şişman cimy şişman cimy diyorlar bir de orada kalamar-ahtapot yiyeyim dedim, sordum gösterdiler; aaaa e ben buraya geldim ki! bir grup yemek yiyor, zeytinyağına ekmek banarak ahtapotu beklemeye başladım. aaaaa, lastikten hallice birşey kondu önüme kafamın üstünden vzır vızır geçiyor balıklar midyeler vs. ben gariban tek başına oturmuş aceleyle greek salad bile istemeyen bir tip. hadi ızgaranın üstünde unuttun be adam bunu kalamarı niye tuza bulanmış koydun önüme, e ama kızıyordum artık, kalamarı yemeden kalktım, ne kadar kötü olduğunu söyledim, adam taze taze derken ne tazesi tuzu doldurmuşsun! kaç para istediğini sordum ama aslında para verilecek birşey yemediğimi de ekledim. oradaki tepkiye güldüm işte, bak herkes yiyormuş, ulan hastayım bu tavıra; adamlar grup halinde yemeye/içmeye gelmiş etraflarında dönüyorsun alacağın eurolar helal hoş olsun da benim siparişle ilgilenmedin işte, şişman cimy olduğunu düşündüğüm adam ingilizce anlamıyor ona da lastik gibi bu diye göstererek ortamı terkettim. şişman cimy adisyonu buruşturunca hatasını kabullendiğini anladım son yemek böyle olsun istemezdim ama oldu bir kere.
bir başka uzo meyhanesinde şarap soslu ahtapot yedim, ulan ben sadece ahtapot yiyip kahve içmişim yav, yazarken farkediyorum, ben sevmedim şarap soslu ahtapotu, deniz ürünlerini karıştırmamak gerek çok sosla/şarapla, tuz yeterli sanırım.
esnaf türkçe konuşmayı öğrenmiş vallaha. birileri öncü olmuş, tabelalara ''geleneksel ürünler'' falan diye yazılmış. böyle geleneksel ürünler satan bir mağazadan zeytinyağı uzo falan aldım, adam saat 2 gibi '' ben şarap içeceğim/sen de içer misin?'' diye teklif edince hem de türkçe, davetini geri çevirmek ayıp olacaktı vallaha hem şaraba hem adama, liman manzarasına karşılık kırmızı şaraplarını da tattım adalıların, beyaz şaraplarını da kırmızılarını da sevdim ben.
istanbulu özledim ben
çıkışta küçül bir duty free var ancak ortak fikir pahalı bir mağaza olduğu yine de sigara içki tekelden ucuz tabii.
çünkü hayat bi soğandır
3 saat önce

0 yorum:
Yorum Gönder