depresyon hırkası, yok, ben giymedim nuri bilge ceylan hırka giymiş, millete dert olmuş

18 Ocak 2012 Çarşamba
istavritler tavaya atılmak üzere tuzlandılar. akşam olsun bi hele

gelelim nuri bilge ceylan'ın hırkasına; arkadaş ne çok takip edeni varmış;
hırka giymiş abi/buradan ekmek çıkar mı bana tandanslı insan/köşe yazarı. siyad ödül töreninde tişört & hırka giymişte cannes film festivalinde smokin. e bize ne, hakikaten yahu bize ne, yani nuri bilge ceylan'ın ne giydiğine karışmak yeni meşgalemiz mi? ayrıca şunu yazmadan da edemeyeceğim; sinema yazarları derneği ödül töreni ile cannes film festivalini aynı kefeye koymak hande yener'i madonna'ya benzetmek gibi olmuş.

2 yorum:

  1. Rasyo dedi ki...:

    handanım kim ne yazmış bilemiycem ama haberi görünce içim acıdı. sevdiğim bir sanatçının aile terbiyesini eksik aldığını görmüş olmaktan dolayı. ya da bilmiyorum takmıyo adam siyad ne ki sıçarım çarkına diyo.

    seneler evvel bi arkadaşım ziyarete gelecek. bekar evim ama derledim topladım baya düzgün, dağınıklık için de özür dilemiycem işte diye diye düşünüyorum. ama arkadaş gelince yine de ağzımdan "ya ev dağınık kusura bakma" lafı çıktı. lan kafama sıçayım bu insan beni görmeye geliyo evin dağınıklığından ona ne. hem ev dağınık değil. altında yatan mesajım esasında "ben eviyle ilgilenen, orospu karılar gibi fink fink sokakta gezsem de gerekirse yaprak sarıp perde yıkayıp duvar silebilen bir kadınım" deme ihtiyacı..

    bana bu baskıyı yaratan toplumun, bende bu davranışları yaratan eğitimime sıçayım.

    ceylanı da işte böyle hırkalı mırkalı görünce içimdeki bu türk ev kadını şarlıyo handanım. az bi milliyetçilik sosuyla bu iç ev kadını diyo ergen çocuğuna diyor ki: "evladım, benim arkadaşlarımın karşısına bu eski hırkayla mı çıkıcan... sınıftan kestiğin bengisu gelseydi bunu mu giyecektin evladım"

    öyle bi karışık işte. feminist milliyetçi salak bi açıklama benimki belki

  1. Handan dedi ki...:

    canım rasyo, senin yorumunu okuyunca bak aklıma ne geldi. hrant'ın cenanezinde bir kadınla tanıştım, mor çatı'da görev almış, gayet iyi eğitimli, dil bilen, yalnız yaşayan bir kadın. arkadaş olduk, evine davet etti beni, gittim, yayıldık; fıstıklar biralar, ocakta cezvede çok güzel filtre kahve yapıyordu, kahve makinalarına taş çıakrtacak kadar, hah şimdi bir başka -erkek-arkadaş aradı bizi ne yaparsınız kızlar diye, ay dedik yağmur evdeyiz, sen pizza alıp gelsen ne güzel olur, hemmen dedi kapattı telefonu, ve bil bakalım ne yaptık!? ayaklandık, odayı toparladık, kahvaltı yaptığımız sehpanın üstünü sildik hemen, çeki düzen verdik odaya mutfak tezgahına, sonra arkadaş ayıktı duruma, ya handan baksana dedi, bir erkek gelecek diye yaptıklarımıza, gelecek olan da ne onun sevgilisi ne benim ha! böyle yani, o öğretilmiş kodlar var ya en eğitimli halimzden birden en domestik hale geçiriyor bizi anlayamıyoruz bile geçişi:))))


    nuri bilge ceylan'a gelince, kodları yerle bir etmiş adam işte, feyz almamız gerekiyor, ancakkk, adam bunu açıklamıyor uzun uzun, tüketmiş zaten yani, bunu yapıp üstüne bununla ilgili röportaj verse çalışılmış bir davranış olacaktı, ancak adam ödül gecesinde gazetecilere '' ben konuşmam'' demiş, gitmiş. iyi yapmış.