başka ahmet yıldız'lar ölmesin diye

17 Ocak 2012 Salı
zenne  filmini çok önemsiyorum. bir kadın olarak çok önemsiyorum bir sosyalist olarak çok önemsiyorum, bu topraklarda yaşayan bir birey olarak çok önemsiyorum. akşam bunları söylemeye çalışırken filmi 2. kez izliyor olmama rağmen aynı sahnelerde ağlamaya başladığım için sesimin titremesine engel olamadım, söylemek istediklerimi ancak bir süre sonra söyleyebildim.

dün gece korupark sinemalarında zenne filminin yönetmenleri,
Caner Alper & Mehmet Binay oyunculardan Kerem CAN - Can-,  
Giovanni Arvaneh -Daniel -  Rüçhan Çalışkur  -Kezban - katılımıyla yapılan söyleşide gördüm ki filmin yönetmenleri ve oyuncuları çok sabırlı insanlar ve bu sabırları filme de damgasını vurmuş; hiç bağırmadan/slogan atmadan/belki çok şeyi açık açık cümle haline getirmeden bir film yapmışlar. filmden sonra gelen soruların,
* sizin çocuğunuz eşcinsel olsaydı ne yapardınız
* tsk dan bir tepki aldınız mı
skalasından
* kültür bakanlığı filme destek verdi mi
sorusuna evrilmesi arasında geçtiğini söylersem sanırım sabırlarının sınırlarını çizebilirim.  
 bu arada kültür bakanlığının filme destek verip vermediği sorusunu
- sizce?
diye yanıtladı ekip:)))  

eşcinsel haklarını savunuyorum demek bile bana ''ötekileştirmek'' olarak geliyor. birine haklarını ''vermek'' ya da ''hoşgörmek'' bana hep bir üst bakış olarak geldi, yani en yalın haliyle '' ben kimim ki sizi hoşgöreceğim'' daha can alıcı olan ise şu;

* hoşgörmezsem ne olur?

evet, asıl soru bu; kendinde hoşgörmeme hakkını görürse eşcinsel olmayan biri eşcinsellere ne yapar mesela? asıl düşünmemiz gereken bu; evini kiralamaz mesela değil mi ya da iş vermez, tabii karşısındaki toplumdaki bütün ikiyüzlülüğümüzü ortaya çıkaracak kadar zengin olup, ev vermeyenin evini alacak kadar parası varsa işlerin değiştiği nokta da kendi yüzümüzü görmeye başlayabilecek miyiz?

sorular sorular sorular

henüz, yönetmenin de dediği gibi bir dil kuramadık buna dair, trans bir bireye nasıl hitap edeceğimizi hakikaten bilmediğimizden çuvallayabilir, hata yapabiliriz. ne yapacağımızı bilemediğimiz zamanlarda dolaşır ya elimiz ayağımız işte öyle oluyor hala türkiye toplumu 2 erkeği öpüşürken gördüğünde.

diyarbakır, eskişehir ve bursadan sonra izmir'e doğru yola çıkacaktı ekip ve tilbe saran olacakmış izmir'deki söyleşide, bu da benim notum olsun size, tilbe saran'ı kucaklayın. akşam bursa'da kar yağıyordu filmden çıktığımızda memo'yla, umarım izmir'e sorunsuz ulaşmıştır ekip.

bu arada magazinel bir not; ben filmi ilk izlediğimde banu güven'i görememiştim yahu, amberin zaman'ı zaten tanımıyordum ama banu güven'i tanımamak cık cık cık ayıp yani, vallaha açık söyleyeyim internet sayfalarından baktım sonra filmde fal sahnesine dikkat ettim ve banu güven'i gördüm.

evrim sümer ve  leyla da dikkatli bakılırsa görülebilirler deyip, magazin notlarıma son vereyim.

böyle film film sohbet sohbet anlayacağız birbirimizi, dokunacağız birbirimize;

 başka ahmet yıldız'lar ölmesin diye.

0 yorum: